Komünist Devrim
   Nederlands                                  YAŞASIN KOMÜNİST ENTERNASYONALİZM!  March 25 2019 04:13:42   
   Açılış_sayfanız_yapın  Sık_Kıllanılanlara_Ekle

   Ana Sayfa
   Yazılar/Broşürler
   Görüşler
   Komünist Hareketten
   Devrimci Basından
   Sol Hareketten
   Felsefe
   Katkılarınız
   Arşiv
   Sitede Ara
   Bağlantılar
   İletişim

English
   Home
   Opinion
   Revolutionary Press
   Left Movement
   Philosophy
   Site search
   Web links
   Contact



31 Mart 2019 Yerel Seçimleri
Yazılar-Broşürler
31 Mart 2019 Yerel Seçimlerinde On İkiden Vurulacak Hedef: AKP-MHP İttifakı

Bu yazıyı 31 Mart 2019 yerel seçimlerinin yapılacağı varsayımından hareket ederek yazıyorum. Seçim sahtekarlıklarının ayyuka çıktığı bir yerel seçimler süreci yaşanıyor. Seçimler zamanında yapılır mı? Ertelenebilir mi? Ya da iptal edilebilir mi? Bu, Türkiye ve Kuzey Kürdistan coğrafyasındaki politik güç ilişkilerine, seçmen eğilimlerine ve, dış etmenler söz konusu olduğunda, özellikle “Ortadoğu”  denilen coğrafi bölgedeki gelişmelere bağlıdır.

Vurgulanması gerekir ki, Erdoğan’ın şahsında cisimleşen  politik-ekonomik-askeri klik, merkezi iktidarının yerel seçimler yoluyla onun için tehlike çanlarının çalması demek olacak ölçüde zayıflatılmasına tahammül göstermez. Bu klik, seçimlerin böylesi bir sonuca neden olmaması için, iç savaş dahil olmak üzere,  geniş halk kitlelerinin gözünde en aşırı sayılabilecek savunma yöntemlerine başvurabilir. Bütün devrimci ve ilerici partiler, örgütler, çevreler ve bireyler böylesi bir olasılığı hesaba katmalı ve toplumsal yaşantının her alanında kendi öz-savunma önlemlerini almalıdırlar. En azından yakın politik tarihten ders almasını bilenler uzun yıllar öncesinden böylesi bir hazırlığı yapmaya başlamış olmalıdırlar zaten. Yerel ve merkezi iktidarın hangi politik sınıf güçlerinin eline geçeceği, ilke olarak,  seçim sandığında değil sokakta  kararlaştırılır!

Yerel yönetimlerin toplumsal örgütlenmedeki işlevleri
Yapılacak yerel seçimler (büyükşehir) belediye başkanlarının, il genel meclisleri ve belediye meclisleri üyelerinin ve muhtarların ve ihtiyar heyetleri üyelerinin kimler olacağının belirlenmesinden öte politik bir anlam ve önem taşıyorlar. Bu seçimler politik özgürlük savaşımında önceki yerel seçimlerle karşılaştırılmayacak denli önemlidir. Bu seçimlerin sonuçları, politik haklar başta olmak üzere, bütün yurttaşlık haklarının yakın bir gelecekte ne ölçüde kullanılabileceğine ve gerici politik İslamcı devlet iktidarının geleceğine ilişkin olarak çok sayıda veri sunacaktır.

Yerel yönetimler belediyelerdir, il genel meclisleridir, muhtarlıklardır. İhtiyar heyetleri danışma organlarıdır. Bu kurumlar iç politikada önemli bir yere sahiptirler. Yerel yönetimlerin politik iktidar savaşımındaki önemini anlamak için, “burjuva sol” partilerin ayrı adaylar göstermeleri nedeniyle, politik islamcıların 1994 yerel seçimlerinde İstanbul ve Ankara’da belediye başkanlıklarını kazanmalarının sonuçları üzerinde durulmalıdır. Politik islamcıların bir kliği, Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere, kimi diğer emperyalist devletlerden aldığı desteklerin yanı sıra, belediyeleri birer politik iktidar üsleri olarak kullanarak merkezi politik iktidarı ele geçirdi. 

Bugünkü “cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde” yerel yönetimler, geçmişe göre iyice etkisizleştirilmiş parlamentodan çok daha büyük bir önem taşıyorlar. Bu yönetimler toplumsal sınıf ve katmanların günlük yaşantılarının örgütlenmesi ve sürdürülmesi bakımından parlamento ile karşılaştırma kabul etmeyecek denli pratik bir öneme sahiptirler. Halkın günlük yaşantısıyla en dolaysız ilişki içinde olan bu kurumlar, bu yaşantıyı kolaylaştırmanın ve iyileştirmenin en pratik araçları olmalarıdırlar. Yerel yönetimler, yol, su, elektrik, kanalizasyon, imar, temizlik, vb. toplumsal hizmetler alanında faaliyet gösterirler. Ama onların önemi yalnızca bu tür toplumsal görevlere sahip olmalarından ileri gelmemektedir. Yerel yönetimler, karar alma süreçlerinden uzak tutulan sömürülen ve ezilen toplumsal sınıf ve katmanların, özel olarak belirtmek gerekirse sosyalist savaşımın toplumsal temelini oluşturan kentin ve kırın proleterlerinin ve yarı-proleterlerinin, toplumsal yaşantının her düzeyinde yönetme işini öğrendikleri örgütlerdir de.

Yerel yönetimlere ilişkin komünist-devrimci  anlayış
Yerel yönetimler, toplumsal sınıf ve katmanların ekonomik, sosyal, politik ve kültürel yaşantılarında önemli rol oynarlar. Onları, sömürülen ve ezilen toplumsal sınıf katmanlara gerçekten hizmet sunan kurumlar olarak çalıştırmak düşüncesi ve yeteneğinde olan komünist-devrimciler, kapitalizm koşullarında halk kitlelerinin karşılaştıkları sorunları, çektikleri sıkıntıları azaltmak, daha iyi yaşantı koşulları elde etmek ve kapitalist sistemi eleştirmek ve teşhir etmek için bu kurumlardan yararlanırlar.

Yerel yönetimler, komünist-devrimcilerin politik özgürlük ve sosyalizm savaşımı verebilecek kitlelerle kapitalist sistemin örgütleri ve bireysel temsilcileri aracılığıyla ilişki kurmalarına da olanak tanırlar. Bu kurumlar, halk kitlelerinin değişik düzeylerde karar alma süreçlerine katılmaları ve toplumsal örgütlenmede yönetici görevler üstlenmeleri bakımından da en pratik araçlardır. Kitlelerin her düzeydeki yöneticiye ulaşmaları bakımından en düşük eşiğe sahip olan kapılardır.

Bu kurumlardan, halk kitlelerini günlük yaşantılarına ilişkin  birçok sorunun  tartışılmasına, kapitalizmin eleştirisine, sorunların şu ya da bu düzeyde çözümü işine katmak için yararlanmanın komünistlerin görevleri arasında olduğu ısrarla vurgulanmalıdır. Gerek uluslararası deneyimler, gerekse Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da elde edilen deneyimler bu kurumların, bazen, hükümete ya da politik rejime karşı birer muhalefet noktaları haline geldiklerini göstermektedir. O halde, komünistler bu kurumlar için yapılan seçimleri her koşul altında ciddiyetle ele almak zorunluluğu duyarlar.

Komünist-devrimci taktik tutum
Komünist-devrimciler Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da politik olarak etkili olmak istiyorlarsa, muhtarlık dahil, yerel yönetimlerde etkili olmak zorundadırlar. Bunu gerçekleştirmek için, somut koşulların somut analizinin gerektirdiği gibi davranmak, işçi sınıfının dolaysız ve dolaylı yedekleri sorununda (strateji) ve savaşım ve örgütlenme biçimleri sorununda (taktik) düşünce açıklığına sahip olmak zorundadırlar. Komünist-devrimci hareketin Türkiye ve Kuzey Kürdistan coğrafyasındaki kitlesel ideolojik-politik etki gücü ihmal edilebilir düzeydedir. HDP dışta tutulacak olursa, komünist-devrimciler dışında politik yelpazenin “sol”  olarak tanımlanan tarafındaki örgüt, çevre ve bireylerin dikkate değer bir politik güç oluşturmadıkları da tartışma götürmez bir durumdur.

24 Haziran 2018 seçimlerinden bu yana geçen zaman içinde, genel olarak burjuva kurumlara karşı alınması gereken taktik tutum bakımından politik koşullar değişmiş değil. Bu seçimlerde komünist-devrimcilerin sömürülen ve ezilen sınıf ve katmanlara önerecekleri taktik boykot olamaz. “Al birini vur öbürüne” gibi bir politik tutum benimsenemez. Kimi politik olarak ilerici, sosyal-reformist partilerin eklentisi olmak da kabul edilemez. Yerel yönetim kurumları için yapılan seçimler döneminden kitlelerle bağ kurmak, var olan bağları geliştirmek, onları politik özgürlük ve sosyalizm savaşımına giderek artan biçimde çekmek, bu kurumlar aracılığıyla kitleleri toplumsal görevlerin yerine getirilmesi işine katmak için yararlanmak gerekiyor.

Yerel seçimler dönemi, genel olarak halkın olduğu gibi, işçi sınıfının da politikaya, yerel sorunlara ilgisinin arttığı bir dönemdir. Bu gelişme, komünistlere, pratik çalışmanın çeşitli alanlarında (propaganda, ajitasyon ve örgütlenme) çalışmalarını artırmaları, inisiyatiflerini geliştirmeleri görevlerini yüklüyor. Komünistlerin pratik çalışmaları, kitlelere sosyalist ve demokratik propagandanın yapıldığı, seçimlere katılan politik partilerin ve adayların sınıfsal ve politik karakterlerinin, aralarındaki mücadelenin nedenlerinin ve yerel yönetimlerin kapitalist sistem içinde oynadıkları rolün ve belediyelerin, muhtarlıkların, devrimci-demokratik halk cumhuriyeti ve sosyalizm koşullarında gerçekten halk yararına çalışabileceklerinin açıklandığı, kimi adayların propaganda, ajitasyon, oy verme gibi yollarla desteklendiği çalışmalar olacaktır.

Yukarıda işaret edildiği gibi, seçimlerde yalnızca propaganda ve ajitasyon ile yetinmek olmaz. Öncelikle, politik koşullar ve çeşitli olanaklar parlamento seçimleri dönemine göre farklılıklar taşıyor. Anti-faşist demokrat (varsa komünist-devrimci ve demokrat-devrimci) adayların yerel seçimlere katılmaları ve onların çevresinde seçim kampanyaları örgütlemek, bütün zorluklara, sınırlı olanaklara ve adayların gösterecekleri tedirginliklere vb. rağmen olanaklıdır. Bu, özellikle kentlerde proleterlerin ve yarı-proleterlerin yaşadıkları mahallelerdeki ve ilerici, devrimci düşüncelerin yaygın olduğu köylerdeki muhtarlık seçimleri için geçerlidir. Yerel seçimlerde yerel etkenler ve adayların kişisel özellikleri çok büyük rol oynarlar. Köy ve mahalle muhtarlıklarına partilerin resmen aday gösteremeyecekleri de hesaba katılırsa, bağımsız adaylarla seçimlere katılma ya da demokrat adayların desteklenmeleri durumunda, devrimci savaşım bakımından küçük de olsa başarılar kazanmak olanaklıdır. Komünistler ve diğer devrimciler, verili koşullarda, oldukça az sayıda bağımsız aday çıkarabilirler. Komünistlerin destekleme çağrısı yapacakları adayların sayısının da sınırlı olacağı açıktır. Buradan çıkan sonuç şudur ki, yerel seçimlerde komünist-devrimci taktik, seçimlere katılmak, devrimci, yurtsever-demokrat adayları desteklemek ve desteklenecek aday olmayan yerlerde geçersiz oy kullanmaktır.

Türkiye Komünist Partisi (TKP) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) dışında seçimlere katılacak diğer partiler karşı-devrimci ideolojik-politik bir kimliğe sahiptirler. Komünist-devrimciler gösterilen adayların kişisel özelliklerini değerlendirme dışı bırakarak, ilerici de olsalar, herhangi bir partiyi desteklemezler. Karşı-devrimci partiler söz konusu olduğunda ise yapılması gereken, bu partilerin sınıfsal ve politik karakterlerini açıklamak ve teşhir etmek olacaktır. Her ne kadar karşı-devrimci olsalar da, bu partilere karşı propagandada ve politik ajitasyonun bir biçimi olarak politik teşhir faaliyetinde ayrım yapmak da yerel seçimler taktiğinin bir gereğidir. “Kim seçilirse seçilsin, bizi ilgilendirmez” gibi bir tutum takınılamaz. Özgürlük ve sosyalizm savaşımının çıkarları için AKP-MHP ittifakının seçimlerden zayıflayarak çıkması tercih edilir. Bundan dolayı, seçim rekabeti yapan partilerin ve adayların ideolojik-politik kimliklerinin açıklanması ve bütün karşı-devrimci adayların, sözcüğün olumsuz anlamında teşhir edilmeleri ihmal edilmeksizin, seçim sürecinde yapılacak politik gerçekleri açıklama ve politik teşhir kampanyasında nişan tahtasının orta çemberine oturtulması gereken adaylar AKP-MHP ittifakının adayları olmalıdır. Yerel seçimler döneminde bu partilere karşı savaşım, gerici politik İslamcı diktatörlüğe karşı devrimci savaşımın bir parçası olarak görülmeli ve asıl hedef gözden kaçırılmamalıdır. (1)

Yurtsever-Demokrat, Devrimci Adayları Destekleyelim!
Desteklenecek Adayların Olmadığı Seçim Yerlerinde Geçersiz Oy Kullanalım!

A.H. Yalaz
13 Şubat 2019

(1) Politik arkeolojinin nesnesi olması gereken Demokratik Sol Parti (DSP) gibi kimi partiler ve adayları AKP-MHP ittifakını destekleyici bir rol oynuyorlar.