Komünist Devrim
   Nederlands                                  YAŞASIN KOMÜNİST ENTERNASYONALİZM!  June 19 2019 17:46:05   
   Açılış_sayfanız_yapın  Sık_Kıllanılanlara_Ekle

   Ana Sayfa
   Yazılar/Broşürler
   Görüşler
   Komünist Hareketten
   Devrimci Basından
   Sol Hareketten
   Felsefe
   Katkılarınız
   Arşiv
   Sitede Ara
   Bağlantılar
   İletişim

English
   Home
   Opinion
   Revolutionary Press
   Left Movement
   Philosophy
   Site search
   Web links
   Contact



KUZEY-KÜRDİSTAN’DA TC SÖMÜRGECİLİĞİNE KARŞI DİRENİŞ SAVAŞI
Yazılar-BroşürlerTürkiye Cumhuriyeti (TC), Kuzey-Kürdistan’da sömürge yönetimini (1) güçlendirme savaşını şiddetlendiriyor. Bu sömürgeci boyunduruğa karşı silahlı ve silahsız direniş savaşımı da ivme kazanıyor.

Kuzey-Kürdistan’da süren ve temel olarak bir kent savaşı özelliği taşıyan savaş, klasik anlamda bir iç savaş değildir. Bu savaş, TC açısından bir sömürge savaşı niteliği taşırken, Kürt ulusu ve Kürt ulusal hareketi açısından sömürgeci boyunduruğa karşı ulusal direniş savaşıdır. TC, generalleri de dahil olmak üzere, yüksek rütbeli subayları, tankları, topları, savaş helikopterleri, üniformalı askerleri, sömürge valileri ve kaymakamları, polisi, özel harekatçı denilen silahlı güçlerinin yanı sıra, başta Türk milliyetçisi ve politik İslamcı medyası olmak üzere, ideolojik, kültürel ve politik etki araçlarıyla çok cepheli sömürgeci bir savaş politikası uyguluyor. Bölgesel gerici-emperyalist yeniden paylaşım savaşının taraflarından biri olan TC,  bu savaşın boyutlarının daha da büyüyeceği hesabıyla da ‘iç’ cepheyi ya da cephe gerisini sağlamlaştırmak istiyor. Bu sömürgeci savaşa karşı yalnızca ulusal-reformist Partiya Karkerén Kurdistan (PKK)’ın ideolojik-politik çizgisini şu ya da bu ölçüde destekleyenler değil, bu çizgiyi desteklemeyen bölge halkının önemli bir bölümü de direniyor.

Savaşın bu ikili karakteri Kuzey-Kürdistan’ın fili sömürge statüsünü kanıksamayanlar için tartışma konusu bile olamaz. Ne var ki, Kuzey-Kürdistan’ın, TC’nin devlet sınırları içinde olması anlamında bir iç sömürge olması, TC’nin gerici kapitalist-sömürgeci savaşına şu ya da bu nedenle karşı çıkan birçok kişi, dernek, çevre ve politik örgüt tarafından, haklı ve haksız savaş ayrımı yapılmaksızın, savaşan taraflara ateşkes çağrısı yapılmasına neden oluyor. Beyinleri parlamenter-reformist ahmaklıkla körelmiş olanlar Kuzey-Kürdistan’ın sömürge konumunu görmezden gelmeyi sürdürüyorlar. Gerekçeleri ne olursa olsun, tek devlet ve/veya devlet sınırlarının değişmezliği anlayışının ideolojik, politik ve kültürel etki alanını terk edemiyorlar. Yaşamaya devam ettikleri politik sosyalizasyon süreçleri buna izin vermiyor.
 
Evet, Kuzey-Kürdistan’ın kimi kentlerinde süren savaş derhal sona ermelidir. Savaşın sürmesi özellikle Kürt halkına büyük zarar veriyor. Ne var ki, savaşın sona ermesi istemi, ateşkes yapılarak TC-PKK arasında 2015 yılının baharına dek süren ‘barış süreci’ denilen görüşmelerin yeniden başlaması istemi olarak anlaşılamaz. (2) Komünist-devrimciler ve bütün sömürgecilik karşıtları tarafından talep edilmesi gereken, sömürgeci-işgalci devletin bütün kurumlarıyla Kuzey-Kürdistan’daki varlığına son verilmesidir.

TC’nin bütün kurumlarıyla Kuzey-Kürdistan’dan çekilmeye zorlanması, özellikle Kuzey-Kürdistan’ın sömürge statüsünü kabul etmeyenlere ve/veya kanıksayanlara gerçekleşmesi olanaksız gelebilir. Böyle düşünenlere yanıtım son derece yalındır: Politik savaşımda her zaman verili tarihsel koşullarda gerçekleşebilir istemler ya da sloganlar öne sürülmez. TC’nin bütün kurumlarıyla Kuzey-Kürdistan’dan çekilmesi istemi ya da sloganı, bugünkü tarihsel koşullarda kimilerine (örneğin, Türk etnik kökenli demokratlara) yönelik bir propaganda istemi ve sloganı olurken, özellikle Kuzey-Kürdistan’da yaşayan Kürt halkının önemli bir kesimine yönelik bir ajitasyon sloganı niteliği taşır. TC’nin Kürt halkına karşı yürüttüğü gerici savaşın derhal durdurulması ise bir eylem sloganıdır.

Önemle vurgulamak isterim ki, verili işbirlikçi kapitalist sistem ve kapitalist Türk devleti yıkılmadıkça veya Kuzey-Kürdistan’ın TC’nin sömürgesi olması durumu bölge devletlerinin sınırlarının değişmesi gibi nedenlerle sona ermedikçe, ne Kürt ulusal sorunu çözülebilir (3) ne de Türkiye ve Kuzey-Kürdistan burjuva anlamda da olsa demokratikleşebilir. Özellikle Türk etnik kökenli toplum kesimlerinin demokratik kültür düzeyinin düşüklüğünün yanı sıra, Türk devletinin Osmanlı devlet kültürünün devamı da olan militarist-bürokratik politik kültürü böylesi bir çözümün TC sınırları içinde gerçekleşebilmesinin başlıca engellerinden biridir. Eklemek gerekir ki, küresel emperyalist sermaye kesimlerinin ve onların temsilcileri olan büyük emperyalist devletlerin Türkiye ve Kuzey-Kürdistan üzerindeki ekonomik, politik ve askeri etkilerinin sona ermesi ya da zayıflaması Kürt ulusal sorununun burjuva bir çözümü olasılığının gerekli koşullarından biridir.

A.H.Yalaz
22 Aralık 2015

--------

(1) Kuzey-Kürdistan’ın sömürge olduğu gerçeği Kürt ulusal hareketinin büyük bir çoğunluğu tarafından yıllardır dile getirilmiyordu. ‘Barış süreci’ sona erdikten sonra, ara sıra da olsa, ‘sömürge’ kavramı kullanılmaya başlandı.

(2) Bu sürece ilişkin görüşlerimi, 7 Nisan 2013 tarihli “Kürt ulusunun kendi politik kaderini tayin hakkı ve  ‘barış süreci’” başlıklı yazıyla okurla paylaştım.

(3) Kürt ulusal sorununun çözümünden ne anlaşıldığı ayrı bir tartışma konusudur. Genel olarak ulusal soruna, özel olarak Kürt ulusal sorununa ilişkin görüşlerim hakkında ayrıntılı bilgi edinmek için www.komunistdevrim.org sitesindeki “Ulusal Sorun ve Komünist Örgütlenme” başlıklı kitapçığın yanı sıra,  ‘Sömürgeci Türk Devleti Kürdistan’dan Defol!’  ve “Kürt ulusunun kendi politik kaderini tayin hakkı ve  ‘barış süreci’” başlıklı yazıların okunmasını öneririm.